Vatikan Müzeleri



Fotoğraf: Musab Kaya

Dünyanın en küçük ülkesi olan Vatikan ortalama bir mahallenin kaplayacağı bir alana yayılır ancak görülmeye değer yerlerin oranı bu ölçüyü fazlaca aşar. Vatikan içindeki bu değerli mekânların en büyüğü ise şüphesiz Vatikan Müzeleri’dir. Vatikan Müzeleri için en veciz şekliyle Batı uygarlığının küçük ölçekli bir örneği olan 7 km uzunluğundaki odalar ve galeriler bütünü tanımlamasını yapabiliriz. Belirli bir dönemden sonra ressamların, heykeltıraşların ve mimarların koruyucusu ve destekçisi olan Katolik Kilisesi’nin, kendi merkezinde dünyanın en zengin sanat koleksiyonlarına sahip olması şaşırtıcı olmasa gerek. Vatikan Müzeleri’nde Mısır mumyalarından Etrüsk altın mücevherlerine, Yunan-Roma heykellerinden Ortaçağ ve Rönesans yapıtlarına kadar insanı şaşkınlığa sevkedecek bir bolluk ve çeşitlilik vardır.
DSC_0832
Buradaki müzelere dair kısa bir tarihçe verilecek olursa Papa II. Julius (1503-1513) tarafından toplanan bir grup heykelin bugün ‚Cortile Ottagono‘ müze kompleksi içinde yerleştirilmesiyle temellerinin atıldığı söylenilebilir. Daha sonraki yıllarda belki bizim Topkapı Sarayımızda bazı padişahların yapıya eklentiler yaptırması gibi papalar da kendi dönemlerinde müzelere yeni galeri yahut odalar eklemişlerdir. Bundan dolayı Vatikan Müzeleri’ni yegâne bir isimle birlikte zikretmek pek mümkün değildir. Vatikan Müzeleri’nde çok kıymetli sanat eserleri olmakla birlikte herkesçe ayrı bir önem atfedilen iki bölüm vardır; Raffaello Odaları ve Sistina Şapeli.

Vatikan Müzeleri'nin St. Peter'in kubbesinden görünüşü

Vatikan Müzeleri’nin St. Peter’in kubbesinden görünüşü

St. Peter'in kubbesinin Vatikan Müzeleri'nin bahçesinden görünüşü.

St. Peter’in kubbesinin Vatikan Müzeleri’nin bahçesinden görünüşü.


Raffaello Odaları

Şurası bir hakikat ki; Papa II. Julius 1508 senesinde 26 yaşında ve o sıralarda tecrübesiz olan bir sanatçıyı, yani Raffaello’yu yeni ikametgâhını dekore etmesi için görevlendirdiğinde neyle karşılaşacağını bilmiyordu. Ancak sonuçta Raffaello Odaları ortaya çıktı. Raffaello Odaları dört odadan oluşmakla birlikte bunlardan en çok ziyaret edileni ortadaki La Stanze della Segnatura, yani İmza Odası’dır. Bu odada ilahiyat ve felsefe erdemlerinin karşı karşıya konduğu Kutsal Ayin Üzerine Tartışma ve meşhur Atina Okulu adlı iki usta işi fresk yer alır. Atina Okulu’nda, Rönesans sanatçılarının yüzlerini taşıyan antik filozofların yer aldığı Atina Okulu betimlenmiştir.

Atina Okulu

Atina Okulu

Bu freskte Raffaello’nun; ortadaki sakallı, kırmızı giysili Platon’da Leonardo da Vinci’nin, daha önde duran düşünceli Herakleitos’ta da Michelangelo’nun fiziksel özelliklerinden ilham aldığı söylenir. Raffaello’nun kendisi de sağ alt köşede görülür. Burada bizim için dikkat çekici bir nokta var ki o da İbn Rüşd’ün betimlemedeki konumudur. Şüphesiz bu konum Batı uygarlığının İbn Rüşd’ün bir müslüman-filozof olarak değil; Aristo’nun mirasının güzel bir taşıyıcısı olarak değer taşıdığı yorumunu desteklemektedir.

Sistina Şapeli
15. yüzyılda IV. Sixtus için inşa edilen Sistina Şapeli’nde yaşanılacak şoka ziyaretçileri herhalde hiçbirşey hazırlayamaz. İçerdeki fresklerin canlılığına şaşırmamak elde değildir. Eğer uzun süre tavana bakarsanız boynunuz ağrımaya başlar fakat siz yine de seyre devam edersiniz. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki Sistina Şapeli’nin freskleri sadece bazı Rönesans sanatçılarının başyapıtlarından ibaret değildir; bunlar aynı zamanda teolojik bir öykü anlatmaktadırlar. IV. Sixtus’un 1481-1483 yılları arasında Papalık Şapeli’nin duvarlarının dekorasyonu için sipariş verdiği bu sahneler, Tanrı’nın gücünü dünya üzerinde papalara aktardığını anlatarak papalık yetkesini vurgulamayı amaçlıyordu. Bu söylediğimize en güzel örnek herhalde Musa’nın yaşamından sahnelerde Musa ile Harun’un Tanrı’nın seçilmiş temsilcileri olarak tasvir edilmeleri, Harun’un başındaki papalık simgesi ve asilerin cezalandırılmasıdır.

Müslümanlar tarafından genel olarak kardinallerin yeni papa seçmek için meclisler topladıkları özel papalık şapeli olarak bilinen Sistina Şapeli’ni değerli kılan asıl eserler hiç şüphesiz Michelangelo’nun tavan freskleri ve devasa Son Yargı’dır. Botticelli, Ghirlandaio, Pinturicchio, Rosselli ve Signorelli gibi diğer büyük sanatçıların fresklerine ancak şöyle bir göz atılır o kadar. Şapelde insanın Kitab-ı Mukaddes’te yer alan öyküsü üç bölümde betimlenmiştir. Adem’den Nuh’a, Yasa’nın Musa’ya verilmesi ve İsa’nın doğumundan Son Yargı’ya kadar olan bölüm. Tavanın ortasına doğru uzatılmış parmak görülür. Batı sanatının en bildik imgelerinden biri olan Adem ve Havva’da Tanrı öncelikle Adem’e can verir, daha sonra onun kaburgasından Havva’yı yaratır. Bütünün verdiği etki ise çok görkemlidir.
DSC_0885
Şapel’in altar duvarında Michelangelo’nun muhteşem eseri Son Yargı yer alır. Son Yargı tavandan 25 yıl sonra tamamlanmıştır. Burada neredeyse çıplak olan İsa adalet dağıtmaktadır. Geleneksel bir Kitab-ı Mukaddes figüründen çok, haşin ve sert klasik bir tanrı-kahraman görünümündedir. Sanatçının ızdıraplar içindeki kendi portresinin İsa’nın altında yer alan Aziz Bartolomeus’un yüzülmüş derisinde görülebileceği söylenir. Bu dev yapıtta yer alan azizler, Ortaçağ simgeleriyle tasvir edilmiştir. Aziz Katerina üzerinde şehit edildiği tekerlekle, Aziz Bartholomeus ise bıçakla betimlenmiştir. Sistina Şapeli’nde Katolik Kilisesi’nin ihtişamının en güzel sanatsal ifadesi görülebilir. 20 yıl süren ve 1994’te tamamlanan büyük bir projeyle restore edilen fresklerin fazla temizlendiğini ve özgün ton farklılıklarını kaybettiklerini iddia edenler de vardır.
DSC_0848
Vatikan Müzeleri elbette bahsettiğimiz bölümlerden ibaret değil. Borgia Daireleri’nin zengin süslemelerle donatılmış altı salonu, 1973 yılında VI. Paul’un ziyarete açtığı Modern Dinsel Sanatlar Koleksiyonu, eski el yazmaları ve nadide el kitaplarını kapsayan Avrupa’nın en güzel koleksiyonlarından biri olan Havariler Kütüphanesi, resim sanatının dokuz yüzyılına yer verilen Resim Galerisi (Pinacoteca Vaticana) ve Haritalar galerisi mutlaka görülmesi gereken diğer bölümlerdir.
DSC_0852
Vatikan Müzeleri’nde tek bir biletle sekiz müzeyi, beş galeriyi, Havariler Kütüphanesi’ni, Borgia Daireleri’ni, Raffaello Odaları’nı ve tabii ki benzersiz Sistina Şapeli’ni görebilirsiniz. Ancak şunu belirtmekte fayda var ki; eğer genel bir Rönesans bilgisine sahip değilseniz, Avrupa Tarihi ilginizi çekmiyorsa ya da Sanat Tarihi ile ilgili merakınız yoksa Vatikan Müzeleri’ni en az 3-4 saat gezmek sizin için eziyet olabilir. Bir süre sonra heykel ve resimlerden bunalarak çıkışı aramaya başlamak zorunda kalabilirsiniz. Bu durumda sizin için San Pietro Bazilikası’nı dolaşmakla yetinmek en makulüdür.
DSC_0898

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s