Keyif ve At(s)alet Enstitüsü: Cafe Central

Viyana’nın kafe kültürünü anlatmak gibi bir derdim yok, bütünüyle anlatamam da. Tadılmamış lezzetler, gizli saklı mekânlar vs. tadında gizemlerle süslü bir metin yazmak da yapabileceğim birşey değil. Yapmaya çalışacağım şey; zaten bilindik bir yere mercek tutmak, kulaktan dolma bilgilerle tanındığı sanılan Cafe Central’e şerh düşmek, mekân ile müdavimi olan kişiler arasında irtibat kurmak.

Viyana’nın, ismi içinde bulunduğu şehrin sınırlarını çokça aşan ve hâlâ işleyen kafelerinden kıdem olarak Cafe Griensteidl’dan sonra geleni şüphesiz Cafe Central’dir. Griensteidl 1847’de açılmış ve bulunduğu konumun da –Michaelerplatz– getirisi olarak Viyana’daki edebiyat ve siyaset çevresinin mabedi haline gelmişti. Ancak mimar Heinrich von Ferstel’in tasarladığı neo-rönesans üsluplu Ferstel Palas’ın içinde barındırdığı kısımlardan biri olarak açılan Cafe Central, Griensteidl rüzgârını 1876’da Herrengasse’nin içlerine doğru estirmeye başladı. Edip ve siyasîlerin oluşturduğu bu rüzgâr kafenin içine doldu ve Viyana Modern’in entellektüel atölyesi haline geldi. Artık Cafe Central yeni megalomaniydi. Söz konusu rüzgâr; çok sayıda sanatçı ve devlet erkânını ağırlayan kafeye şehirde ün yapmış mangırı bol soyluların da teveccüh göstermesi bir yana, bütün bu statü sahibi kişilerden bazılarının Cafe Central’i evi gibi benimsemesini, işlerini buradan yönetmesini, şairin şiirini muhabirin haberini burada kaleme almasını da beraberinde getirdi.

Neden Cafe Central?
Viyana’daki okur-yazar çevresini buraya bağlayan en mühim etkenlerin güncel bilgiye ulaşım kolaylığı ve yüksek rütbelilerin kendi içlerinde kurdukları kişisel ilişkiler olduklarını söyleyebiliriz. Kafenin sahipleri Pach kardeşler Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti olan bu şehre 1913 yılındaki durumla ilgili bilgiye göre periyodik olarak 251 adet gazete-dergi getirtiyorlardı. Rivayet şu ki; kendileri için Viyana’daki en ideal mekân niteliğindeki Cafe Central’de bu kadar çok sayıda dergi ve gazete olmasına rağmen, zamanın namlı gazete sansarları boşta gazete bulurlarsa kendilerini şanslı addediyorlardı. Boşta gazete bulamayanlar da, ellerinde gazete olan müşterilerin, okumalarını bitirdikten sonra masanın üstüne bıraktıkları gazeteleri yırtıcı bir hayvan gibi kapmaya çalışıyorlardı.

Elbette kafenin ehemmiyetini sadece bu etkenlere hapsetmeyeceğiz. Aslına bakılırsa Cafe Central’e uğrayan misafirler genel olarak ilk önce mimarinin tesiri altında kalırlar. Cafe Central’in yüksek tavanlı iç mekânını süsleyen kemerleri ve içeriye adımınızı attığınız anda dikkatinizi celbeden ışıkları, ilk başta insanın içine kasvet yükleyen girişten farklı olarak sanki bir gündoğumu yaşanmış hissini verir. Evvelce şimdiki mekânın daha ötesinde bir büyüklüğe sahip bulunan kafenin ilk bölümünü geçtikten sonra havadar bir avluya çıkılırdı. Anlatılanlara göre burada zamanın müdavimlerinin kendilerine has masaları bulunurmuş. Ayrıca satranç, domino ve bilardo tutkunları için bu avlu çöldeki vaha hükmündeymiş. Burada şunu da belirtelim ki; 2006’dan beri özellikle grup rezervasyonları için bu avlu yeniden kullanılmaya başlandı.

Cafe Central_iç
‘Centralist’ler –Cafe Central müdavimlerine bu isimle hitap ediliyordu– Cafe Central’de yahut ona dair gerçekleşmiş olayların anlatıldığı bir anekdot literatürü bile oluşturmuşlardır. Bunlardan belki de en dikkat çekici olanı Anton Kuh imzalı olanıdır: Leo Troçki Viyana’daki sürgün günlerinde Cafe Central’de vakit geçirirmiş. Yukarıda bahsettiğimiz sebepten; yani olup biteni takip etmek, gazeteleri okumak, siyasî şahsiyetlerin nabzını tutmak amacıyla burayı tercih etmiş olsa gerek; bir yandan da burada sıkça satranç oynarmış. 1917’de Bolşevik Devrimi’nin haberi Viyana’ya ulaştığında zamanın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Dışişleri Nazırı Ottokar Czernin ilk olarak şöyle tepki vermiş: “Rusya’da devrimi kim yapmış olabilir ki? Bu kişi olsa olsa Cafe Central’deki Bronstein’dır.” (Troçki’nin asıl ismi Lev Davidovich Bronstein idi.) Troçki’nin, devrimin elebaşı olduğuna yönelik kat’î yorumlar o sırada kafede çalışanlar tarafından da dile getirilmiş. Anlaşılan Troçki’nin birşeyler planladığı kafenin çalışanları ve bazı akıllı müdavimleri tarafından gözden kaçmamış.

Viyanalı ediplerin, centralistlerin içinde şair-yazar Peter Altenberg’i(ö.1919) hassaten vurgulamak gerekiyor. Zaten kafenin kendisi de onu bu bakımdan ayrı bir yere koyuyor. Altenberg, kendi kartvizitine adres olarak Cafe Central’in adresini yazacak kadar müdavimi olduğu bu mekânın girişinde hâlâ sandalyesinde oturmakta. 1907 senesinde çekilmiş bu resimdeki duruşuyla girişte konukları karşılıyor.


Özellikle Birinci Cihan Harbi’nin sonuna kadar sayısız hadisenin merkezinde olduğu açıkça görülen Cafe Central’in yine kendi aşıklarınca yapılmış tanımlamaları da mevcut. Bu kafeye dair ‘Viyana enleminin yalnızlık boylamı’ tanımlaması, burada Peter Altenberg, Adolf Loos ve Anton Kuh ile bolca vakit geçirmiş, aforizmalarıyla meşhur Alfred Polgar’a(ö.1955) ait.

Cafe Central İkinci Cihan Harbi sonrasında kapandı ve yaklaşık otuz sene sonra Ferstel Palas’ın sahibi, BILLA marketler zincirinin kurucusu milyarder Fritz Wlaschek tarafından restore edilerek Viyana’nın vitrininde kendine ayrılmış müstesna yerini yeniden aldı. 1982’deki büyük açılışıyla birlikte Avusturya Devlet Televizyonu ORF’nin haftalık ‘Cafe Central’ isimli tartışma programlarına da 1991’e kadar ev sahipliği yaptı.

Günümüzde müşteri çeşitliliği daha çok çevrede iş gören bankacılardan, orta düzeyde devlet görevlilerinden –üst düzeydekiler Cafe Landtmann’ı mesken ediniyor– ve turistlerden oluşuyor. Edipler de pek uğramıyorlar; bu yüzden Cafe Central eski havasını nispeten kaybetmiş durumda. Ancak yine de etkileyici atmosferini muhafaza etmesinde mimarî hususiyetlerinin yanında hergün saat 17’den itibaren klasik müzik icra edilmesi de pay sahibi.

Cafe Central’in müdavimlerinin isimlerini derleyince karşımıza çıkan liste buranın olağanın dışında bir mekân olduğunu kanıtlar nitelikte. Bizim metnimizde geçen isimler haricindekiler şöyle: Franz Kafka, Siegmund Freud –Cafe Central’de ateşli münâzaralara girişiyordu-, Stefan Zweig, Theodor Herzl –o sıralar moda olan Praterstrasse’deki Cafe Dogenhof’a daha çok takılmıştır-, Hugo von Hoffmannstahl, Robert Musil, Arthur Schnitzler, Victor Adler, Hermann Broch, Karl Kraus, Franz Werfel, Max Pallanberg, Gina Kaus, Leo Fall, Albert Paris Gütersloh, Vicki Baum, Franz Theodor Csokor…

Reklamlar

Keyif ve At(s)alet Enstitüsü: Cafe Central” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Viyana Gezi Rehberi - Viyana'da Gezi Rehberlik Hizmeti

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s